Arşivler 'Gündem'
Köprü trafiği 1,5 ay felç olacak
Gönderme Tarihi: 18. Haz, 2009 / Gönderen: Editor.
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nde "İstanbul’daki Büyük Açıklıklı Köprülerin Sismik Takviyesi Projesi" kapsamında genleşme derzlerinin değiştirilmesi çalışmalarının yapılacağı, 20 Haziran 2009'da başlayacak çalışmaların her aşamada 2 şerit kapatılarak 4 aşamada 31 Temmuz 2009'da tamamlanacağı bildirildi.
Continue Reading
OKULDA ÖĞRENCİYE ŞİDDET
Gönderme Tarihi: 18. Haz, 2009 / Gönderen: tdomf_17af5.
16.04.2009 TARİHİNDE ?????? İLİ, ????? ?????? İLKÖĞRETİM OKULUNDA ÖĞRENİM GÖREN 6-E SINIFI ÖĞRENCİSİ ???? ???? ???? NÖBETÇİ ÖĞRETMEN ????? ???? ????? ,KORİDORDAVE ÖĞRETMENLER ODASINDA DÖVÜLEREK ŞİDDETE MARUZ KALMIŞTIR VE SINIFINDA BAYILMIŞTIR
OKULUN KAMERA KAYITLARI YAPMIŞ OLGUĞUM ŞİKAYET ÜZERİNE İNCELENMİŞ OLUP ÖĞRETMENİN ÇOCUĞUMA BİR EĞİTİMCİYE YAKIŞMAYACAK ŞEKİLDE DÖVDÜĞÜ KAMERA KAYITLARINDA GÖRÜNMEKTEDİR.
ÖĞRETMEN YALÇINLA YAPTIĞIM GÖRÜŞMEDE SİNİRLERİNE HAKİM OLAMADIĞINI BELİRTTİ KENDİSİNE BU MESLEĞİN SABIR İSTEYEN BİR MESLEK OLDUĞUNU SABREDEMİYORSA İSTİFA ETMESİNİ SÖYLEDİM
BU DERECE ŞİDDET UYGULAYAN ÖĞRETMENİN SAĞLIK KONTROLÜNDEN GEÇİRİLMESİNİ İSTİYORUM.EĞİTİM VE ÖĞRETİM İÇİN OKULA GÖNDERDİĞİMİZ ÇOCUKLARIMIZ OKULLARDA ŞİDDETE MARUZ KALMASINLAR.CUMHURİYET POLİS MERKEZİ AMİRLİĞİNE YAPMIŞ OLDUĞUM ŞİKAYETİM ÜZERİNE OKUL KAMERA KAYITLARINDA GÖRDÜKLERİM BİR ANNE OLARAK BENİM VİCDANIMI RAHATSIZ EDİYOR.ÇOCUĞUM ARTIK OKULA GİTMEK İSTEMİYOR . ÇOCUĞUMA ŞİDDET UYGULAYAN GELİŞİM ÇAĞININDAKİ BİR ÇOCUCUĞUN ONURUNU BU ŞEKİLDE RENCİDE EDEN İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ ?????? YALÇINDAN, ÇOCUĞUMUN BAYILMASINI BANA HABER VERMEYEN OKUL İDARESİ HAKKINDA GEREKLİ İŞLEMİN YAPILMASINII ADELETTEN İSTİYORUM.
Continue Reading
Milas’ta helikopter düştü
Gönderme Tarihi: 18. Haz, 2009 / Gönderen: Editor.
MUĞLA'nın Milas İlçesi'nde orman yangınına müdahale eden söndürme helikopteri Geyik Barajı'ndan bugün öğle saatlerinde su alırken, ‘bambi’ adı verilen su haznesinin takılması sonucu düştü. Helikopterdeki 5 personelden 3 Rus pilot kurtulurken, Emekli Pilot Binbaşı Tanju Tezgel ile orman muhafaza memuru Ali Ekin baraj sularında kayboldu.
Continue Reading
Manisa Petrol Mutluluğunu Yaşıyor
Gönderme Tarihi: 27. May, 2009 / Gönderen: Sohbet.
Merkezi Ankara’da bulunan Merty Energy Petrol Arama Eğitim ve Servis Hizmetleri AŞ. tarafından petrol bulunan Manisa’nın Alaşehir ilçesindeki (Sarıkız-2) kuyusunda test çalışmasına başlandı. Merty Energy’nin operasyonlar müdürü Tayfun Atalay, AA muhabirine yaptıkları açıklamada, petrol bulunan kuyuda mühendislerin gözetiminde 25 işçi ile sondaj çalışmalarına başlandığını söyledi.
Alaşehir ilçesine 3 kilometre mesafedeki, (Sarıkız-2) kuyusunda geçtiğimiz yıl petrol bulunduğunu ve bugüne kadar kuyu için 5 milyon dolar bir harcama yaptıklarını ifade eden Atalay, petrol bulunan kuyuda 1 ay süresince yapılacak test çalışmasıyla 10 milyon varil petrolün ne kadarının çıkarılabileceğinin de belirleneceğini bildirdi.
Test çalışmasının 1 milyon dolara mal olacağını bildiren Atalay, şunları söyledi:
(Sarıkız-2 kuyusu Merty Energy operatörlüğünde, Petraco ve XTRM firmalarının ortaklığında açıldı. Yaptığımız test çalışmalarında kuyunun günlük üretim kapasitesi belirlenecek. Kuyuda 7 seviye var. Kuyudan çıkarılan petrolün gravitesi ise 34 API’dir. Buda çok iyi bir kalite.)
Petrol çıkan kuyuda üretime başladıklarında ülke ekonomisine az da olsa katkısının olacağını anlatan Atalay, “Ülkemizin kendi petrolünü çıkararak, tüketiciye sunması gerekiyor. Bizde çıkardığımız petrolle azda olsa çorbada tuzumuz olacak. Bu tür kuyuların çoğalması gerekir” dedi. Merty Energy firması, geçtiğimiz yıllarda Edirne bölgesinde açtığı 5 kuyuda doğal gaz bulmuştu.
Continue Reading
Milli Güreşçi Mustafa Gürsoy’u Kurşun Nakavt Etti
Gönderme Tarihi: 15. May, 2009 / Gönderen: Sohbet.
Tokat’ta çıkan kavgada tabancayla vurularak öldürülen Mustafa Gürsoy, çevresindekiler tarafından sporcu kimliğiyle tanıyor.
İŞTE ÖLDÜRÜLEN MİLLİ GÜREŞÇİ
Sporcu Mustafa Gürsoy’un, Tokat-Turhal karayolunun Organize Sanayi Bölgesi Kavşağı yakınlarında çıkan kavgada tabancayla vurularak öldürülmesi, ailesini, akrabalarını, arkadaşlarını ve spor camiasını üzüntüye boğdu.
Erzurum’da 1973 yılında dünyaya gelen Mustafa Gürsoy, Tokat’ta bir süre ata sporu güreşle uğraştı. Güreşte milli takıma seçilen Gürsoy, çeşitli şampiyonalara katıldı.
Son yıllarda kick boks sporu ile uğraşan Gürsoy, Tokat’ta düzenlenen kick boks gala gecelerinde de ringe çıktı. Bazı ulusal televizyonlarda kick boks maçları yayınlanan Gürsoy, çevresindekiler tarafından sporcu kimliğiyle tanınıyordu.
Mustafa Gürsoy, sporcu kimliğinin yanı sıra Tokat kent merkezinde ticaretle uğraşıyordu.
OLAY
Tokat-Turhal karayolunun Organize Sanayi Bölgesi Kavşağı yakınlarında, F.D. ile Mustafa Gürsoy arasında gece saatlerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan tartışma kavgaya dönüşmüş, kavgada tabancayla vurularak yaralanan Gürsoy ambulansla hastaneye kaldırılırken yaşamını yitirmişti. Olayda Gürsoy’un yanındaki arkadaşı Nazım İ. de tabancayla vurularak yaralanmıştı.
Olayın ardından bir araçla kaçtığı ileri sürülen zanlı F.D. ile arkadaşı E.S, Amasya’da yakalanmıştı. Olayla ilgili F.D.’nin 2 arkadaşı daha gözaltına alınmıştı.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Continue Reading
Samsun Karayolları Müdürlüğüne Silahlı Baskın
Gönderme Tarihi: 15. May, 2009 / Gönderen: Sohbet.
SAMSUN Karayolları 7′nci Bölge Müdürlüğü’ne tabancasıyla gelen müteahhit 44 yaşındaki Hasan Helvalı, tartıştığı inşaat teknikeri 42 yaşındaki Erdoğan Birlik’i odasında ve kaçtığı çay ocağında 15 el ateş ederek öldürdü. Saldırgan cinayetten sonra silahıyla birlikte teslim oldu.
Olay bugün Samsun’un Atakum İlçesi’nde bulunan Karayolları 7′nci Bölge Müdürlüğü binasında meydana geldi. Binanın ikinci katındaki Yapı Denetim Şubesi’ne giren müteahhit Hasan Helvalı, mühendislerle birlikte çalışan inşaat teknikeri olan Erdoğan Birlik’le henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışmaya başladı. Odada bulunanlar daha ne olduğunu anlamadan müteahhit Helvalı tabancasını çekerek, Birlik’e 3 kez ateş etti.
ÇAY OCAĞINA KAÇTI AMA
Vücuduna isabet eden kurşunlarla yaralanan inşaat teknikeri Erdoğan Birlik, saldırganın elinden kurtulmak için odadan çıkarak aynı kattaki çay ocağına kaçtı. Ancak kendisini takip eden Helvalı, çay ocağında sıkıştırdığı Birlik’e şarjöründeki kurşunlar bitine kadar peşpeşe ateş ederek onu öldürdü.
İşlediği cinayetten sonra kaçmayan müteahhit Hasan Helvalı, kısa sürede gelen polislere tabancasıyla birlikte teslim oldu. Polis, personeli tahliye ederek binada yaptığı incelemede 15 boş kovan bulundu.
Erdoğan Birlik’in öldürüldüğü haberini alıp Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne gelen eşi 40 yaşındaki Ayşe Birlik, oğlu 14 yaşındaki Fuat ve kızı 11 yaşındakiı Sema sinir kirizleri geçirdi. Tartıştığı müteahhidin tabancasından çıkan kurşunlarla can veren Erdoğan Birlik’in cenazesi otopsi için morga kaldırıldı.
Gözaltına alınarak Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen müteahhit Hasan Helvalı ilk ifadesinde, tartıştığı inşaat teknikeri Erdoğan Birlik’in odada kendisine saldırıp vurmaya başlayınca kendini kaybedip ateş ettiğini söyledi. Helvalı’nın sorgusu sürüyor.
Continue Reading
Paksüt İçin Hukuki İşlem Başlatıldı
Gönderme Tarihi: 07. May, 2009 / Gönderen: Sohbet.
Anayasa Mahkemesi, Ergenekon davasında sanık olarak yargılanan Ferda Paksüt’ün eşi Osman Paksüt için hukuki işlem başlatıldı. Şimdi ne olacak?
Anayasa Mahkemesi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının gönderdiği dosya ile Başkan vekili Osman Paksüt için hukuki işlemin süreci, Anayasa Mahkemesinin İçtüzüğü ve kuruluş kanunu ile yürütülecek.
Bu dosya hakkında bir üye rapor hazırlayacak.
Mahkeme kararı ile ilgili kişi ve yerlere tebliğ edilecek.
Continue Reading
Koruculuk kalkacak
Gönderme Tarihi: 07. May, 2009 / Gönderen: Sohbet.
Koruculuğun kalkması için açıklama yapan Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL “Devletin tüm organları değerlidir. O şekilde konuşmalı. Tüm aksaklıklar gözden geçirilir.” dedi.
Mardin’de yapılan katliamdan sonra yeniden tartışılmaya başlayan koruculuk sistemi Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek “Koruculuk sisteminin kaldırılması gerekiyorsa kaldırırız” diye konuştu.
Bakan Çiçek Ankarada Büyükşehir Belediyesinin yeni bina açılışından sonra gazetecilerin tüm sorularını yanıtladı.
Continue Reading
Karayılan: PKK’daki değişimi anlattı
Gönderme Tarihi: 06. May, 2009 / Gönderen: Sohbet.
Karayılan PKK’daki değişimi, “PKK eskiye göre daha makul bir çizgide. Örneğin evvelce bağımsız Kürt devleti isterdi. Bu geçmişte kaldı. Yani artık ‘bölücü’ değil. Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde eşit ve özgür olarak yaşamalarını istiyoruz. Şunu belirtmek isterim. Bu bir taktik değildir. Bölücülüğü, yani bağımsız devleti dışlayan süreç 1993’te başladı, 1999’da İmralı ile başladı. Pradigma değişti” sözleriyle açıklıyor
KANDİL DAĞI, Kuzey Irak
PKK’nın bir numarası Murat Karayılan‘la geçen cumartesi günü Kandil Dağı’nın eteklerindeki iki odalı, basık tavanlı, kerpiçten bir köy evinde yaptığım dört saatlik görüşmede, bir konuyu sürekli olarak sohbet gündeminde tutmaya çalıştım:
PKK’nın silah bırakması…
PKK’nın dağdan inmesi…
Bir ara şöyle dedi Karayılan:
“Bakın, biz aklımızı yitirdiğimiz için çıkmadık dağa. Kimilerinin dediği gibi piknik yapmak için de dağda değiliz.”
PKK’nın dağdan inmesi söz konusu edilince, Karayılan’ın yüzüne müstehzi bir gülümseme yayılıyor. Bunun öyle söylendiği gibi kolay olmadığını, bu aşamaya gelinceye kadar yapılması gereken başka işler olduğunu anlatan bir yüz ifadesi bu aynı zamanda…
Sıkıştırınca da şu tepkiyi verdi:
“PKK silah bıraksın söylemi havaya, yani boşa sıkılmış bir kurşundur. Bıraksın da nereye bıraksın? Nasıl bıraksın? Kime bıraksın? Zemini nedir silah bırakmanın? Silah bıraksın demenin bir anlamı yok. Önce oturalım, konuşalım.”
‘Daha makul bir çizgideyiz’
Murat Karayılan’a göre, PKK’ya ‘terör örgütü’ demekle bir yere gitmek olanaksız. PKK’nın aynı zamanda Kürtlerin özlemlerini yansıttığını, bu nedenle desteğini aldığını söylüyor.
Ve hep şunu ekliyor:
“PKK eski PKK değil artık.”
Değişim nedir sorusuna ise özet olarak şu yanıtı veriyor:
“PKK eskiye göre daha makul bir çizgide. Örneğin evvelce bağımsız Kürt devleti isterdi. Bu geçmişte kaldı. Yani artık ‘bölücü’ değil. Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde eşit ve özgür olarak yaşamalarını istiyoruz. Şunu belirtmek isterim. Bu bir taktik değildir. Bölücülüğü, yani bağımsız devleti dışlayan süreç 1993’de başladı, 1999’da İmralı, (Öcalan’ın yakalanıp ömür boyu hapse mahkûm edildiği yıl, HC) ile başladı. Pradigma değişti.”
“Nasıl değişti?”
“Bakın biz artık ‘demokratik özerk Kürdistan’ diyoruz. Bu özerklikten kasıt, federasyon değildir. Sınırların yeniden çizilmesi değildir. Devletin üniter yapısını da bozmayan bir çözümdür. Mahalli İdareler Kanunu değişir, yerel yönetimler güçlendirilir.”
‘Bizim yaptığımız olumsuzluklar da var’
Murat Karayılan bunları belirttikten sonra, dünkü bölümde de yer aldığı gibi bir noktayı yine vurguladı:
“İlk önce silahlar susmalı!”
“Sonra?”
“Sonra sıra, Kürt kimliğiyle ilgili kültürel haklara,(Burada bir anayasa değişikliğine işaret etmiş oluyor, HC) ve kimilerinin af olarak anladığı ‘toplumsal uzlaşma projesi’ne gelir. Bu iki taraflı bir konu. Bir tarafta silahlı isyanlar yapılmış… Diğer tarafta inkar politikaları izlenmiş… Bunların tahribatları yaşanmış… Kürtlere karşı, bize karşı 17 bin küsur faili meçhul cinayet var… Evet, bizim yaptığımız bazı olumsuzluklar da var. Onun için bu toplumsal uzlaşma projesi diyoruz. Bu karşılıklı, iki taraflı bir şey. Bu proje karşılıklı olarak birbirini affetmektir. Gönüllü birlikteliği yansıtacak yeni bir anayasada uzlaşmaktır.”
Şunu ekliyor Murat Karayılan:
“Bütün dileğimiz, Kürtlerin kendi kültürlerini özgürce yaşamalarıdır.”
‘Kürt konferansı çözüm zemini oluşturabilir’
Dikkatimi çekiyor.
Kandil Dağı’nın eteklerindeki köy evinin basık tavanlı odasında Murat Karayılan’la ben konuşurken, beş kişilik PKK Başkanlık Konseyi’nin iki üyesi Bozan Tekin’le Sozdar Avesta hiç söze girmiyorlar.
PKK’nın dağdan inmesi, silah bırakması konusunu bir kez daha açıyorum. Bu defa Kürt Konferansı bağlamında.
Özetle şunu söylüyorum:
“Erbil’de bütün ülkelerdeki Kürtler için bir pan-Kürt Konferansı toplanacak ve PKK’ya silah bırakma çağrısı yapılacak; senaryo önceden öyle ayarlanacak ki, PKK da silah bırakma sürecine girecek. Böyle bir beklenti yaratıldı. Ama sonra konferans sonbahara kaldı. Siz mi, PKK mı neden oldu buna?”
Kürt Konferansı’yla ilgili böyle bir beklentinin yaratıldığına katılıyor Murat Karayılan. Bu konuda Irak Cumhurbaşkanı ve Kürt lider Celal Talabani’nin oynadığı role gülerek, biraz da alaylı bir dille değiniyor. Ama aynı zamanda Kürt Konferansı’nı önemsediğini belirtirken konuyu şöyle özetliyor:
“Konferans fikri başlangıçta bizim fikrimizdi. Ama en sonuncu girişim bize ait değildi. Doğru yaklaşılırsa, bir çözüm zemini yaratabilir bu konferans. Ancak şu da bir gerçek: Böyle bir Kürt Konferansı’ndan ‘PKK silah bıraksın!’ anlamı çıkmaz.”
‘Özal Kürt sorununa kafa yorardı’
PKK’nın bir numarası Karayılan’ın kafasında bir soru var:
Yeniden 1990’ların ilk yarısına mı dönülecek?
Özellikle 1994’e…
Güneydoğu’da yangının birden bire parladığı döneme… Soruyor Karayılan:
“Hükümet, 1990’ların başındaki gibi yine her şeyi askere mi havale edecek?”
Bunun yanıtı arıyor Karayılan.
Özetle şunları söyledi:
“1993’de Özal öldü ve bir barış fırsatı kaçırıldı. Özal, Kürt sorununu görebilen ve onu çözmek için ciddi biçimde kafa yoran bir liderdi. 1993’de Özal öldü ve 1994 hakikaten korkunç geldi,(Öcalan gibi Karayılan da Kürt sorunu konusunda Turgut Özal’a son derece olumlu bir yer biçiyor, HC). Yeniden 1994’ü andıran bir saldırı mı geliyor? Bir şeyler hissediyoruz ama emin değiliz. Erdoğan hükümeti sorunu askere havale eder ve bir kez daha kan gölü yaşanır mı? Siz ne düşünüyorsunuz?”
‘Demek asker de bekleyebiliyormuş…’
Murat Karayılan, 29 Mart sonrası dönemi okumaya çalışıyor.
Seçimlerde, DTP oylarının düşmesini öngören bir senaryo yazıldığını, Tayyip Erdoğan’ın buna çok angaje olduğunu ve kendine fazla güvendiğini, ancak sonunda hayal kırıklığına uğradığını, çünkü DTP’nin yerel seçimlerden oylarını da, belediye başkanlıklarını da arttırarak çıktığını anlatıyor.
Bu senaryoda askerin rolüne de üstü örtülü biçimde işaret ederken şöyle diyor:
“29 Mart öncesinde bir tasfiye senaryosu yazıldı. DTP oylarının düşmesine dayalı bir senaryo… Ama gerçekleşmedi. 25 yılın en sakin kışını yaşadık. 29 Mart’a kadar bekledi askeri. Demek asker de bekleyebiliyormuş, (Bu cümleyi biraz da alaylı bir dille söyledi, HC) Asker neden üzerimize gelmedi seçim döneminde? Ama bundan yine de umutlandık biz… Bazı çözüm emareleri gözüktü. Ordunun da yer aldığı yeni bir aşama olabilir diye düşündük. Ama olmadı. Seçimlerin hemen ertesi günü, 30 Mart’ta başladı asker, öyle büyük çapta olmasa da… 14 Nisan’da ise bu kez DTP’yi hedef alan operasyon için düğmeye basıldı. Oysa seçim sonuçları bizi barış ve demokrasi adına umutlandırdı.”
‘2005’teki Başbakan Erdoğan nerede?’
Karayılan, dört saatlik sohbetimiz sırasında sözü bir kaç kez Başbakan Erdoğan’a getirdi.
Erdoğan’ın 2005 yılının ağustos ayında, Diyarbakır’da yaptığı konuşmaya değindi. O konuşmasında Erdoğan, “Kürt sorunu bizim de sorunumuzdur; bu konuda devletin de hataları olmuştur; bunlar düzeltilir” demişti.
PKK’nın bir numarası, Erdoğan’ın bu konuşmasından bugüne bir şey kalmadığına birkaç kez şöyle bir değinirken, sözü hep aynı noktaya getirdi:
Siyasi irade boşluğu…
Şöyle dedi Karayılan:
“İyimser olamıyorum. En başta siyasi bir irade yok Kürt sorunu konusunda. Bu irade yokluğu çok ciddi bir sorun. Bugün artık generaller de farklı bir şeyler söylemeye başladılar. Ama siyasi irade nerede? 2005’de o sözleri söyleyen Başbakan nerede? 1994’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken, üstüne vazife de değilken, Kürt raporu hazırlayarak partisinin liderine veren Erdoğan bugün nerede?”
‘Silahlı mücadele artık meşru savunma çizgisinde’
Karayılan, “PKK eski PKK değil” temasına geliyor bir kez daha. Yine PKK’nın değiştiğini anlatmaya çalışıyor. Basına açık olduklarını, “Gelip bizi bizden öğrensinler” diyor. Mücadele yöntemlerinin değişmeye başladığını belirtiyor.
Özetle şunları söylüyor:
“Biz on yıl önceki PKK değiliz. Silahlı mücadeleyi de klasik yöntemlerle yapmıyoruz artık. Meşru savunma çizgisi temelinde çalışıyoruz. Kitle faaliyetlerine, sivil itaatsizliğe, siyasal çalışmaya ağırlık veriyoruz. Ama bu arada 6-7 bin silahlı insanı ne yapacaksınız? Onlar bir yerde kazanımların, meşru savunmanın güvencesi… Biz insan ölümünü istemiyoruz. Son dört yıldır sınırlı bir savaş içindeyiz. 1993, 1994’deki gibi değil. Kırsal alanda, üstüne gelirse kendini savunursun.”
‘Dershanedeki patlama da kontrol dışı oldu’
Sonra da şunu ekliyor:
“Yeni dönemde, 29 Mart seçimleri sonrasında, yeniden bir savaş dayatılırsa… Bunu düşünmek bile istemiyoruz. Böyle bir dayatma halinde, 1990’ların ilk yarısındakini aşar, çok daha şiddetli olur, iki taraf açısından da. Biz bunu istemeyiz. Ama buna da hazırlıklıyız. İstenmeyen sonuçlar çıkabilir. Biz kontrol dışı bir şey yapmayız. Masum insanlara, sivillere zarar veren, meşru savunma dışındaki askeri eylemler terör sınıfına girer.”
Karayılan, bu çerçevede sözü Diyarbakır’da dershane önünde yaşanan o korkunç patlamaya, terör eylemine getirerek şöyle söylüyor: “Çok yanlıştır. Biz de tasvip etmedik. Kontrolümüz dışında oldu.”
PKK’nın bir numarası Karayılan, Obama Amerika’sı ve AB’ye ilişkin neler düşünüyor? Fethullahçılar hakkındaki görüşleri nedir? PKK önkoşulsuz silah bırakabilir mi? İran ve Hizbullah… Karayılan’ın hükümete son çağrısı nedir?
Kuzey Irak notlarının altıncısı ve Karayılan’la Kandil Dağı sohbetinin üçüncü bölümü yarın.
Continue Reading
Deniz’in idamını 37 yıldır unutamıyorum’
Gönderme Tarihi: 06. May, 2009 / Gönderen: Sohbet.
BURSA’nın İznik İlçesinde yaşayan Deniz Gezmiş’in avukatı Mükerrem Erdoğan, 6 Mayıs 1972 günü arkadaşları Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte idam edilen Gezmiş’in ölüm anını yıllardır unutamadığını söyledi. Erdoğan, “Bize adli tıp eğitimi alırken kişinin 1 dakikada öleceğini söylüyorlardı. Ayakları yere değen Deniz Gezmiş tam 25 dakikada can verdi” dedi.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 6 Mayıs 1972 tarihinde Ulucanlar Cezaevi’nde idam edilmelerinin 37′nci yıldönümünde, Deniz Gezmiş’in avukatı olan ve Bursa’nın İznik İlçesi’ne 16 yıl önce yerleşen Mükerrem Erdoğan, infaz anını anlattı. Deniz Gezmiş’in 25 dakika süren can çekişmesi ardından ölümünü 37 yıldır unutamadığını, o dakikaların her gün gözünün önünden geçtiğini söyleyen Mükerrem Erdoğan şunları söyledi:
“Meslektaşım Halit Çelenk ile infazın gerçekleşeceği 6 Mayıs 1972 günü sabahı Ulucanlar Cezaevi’ne gittik. Cezaevinin avlusuna kurulan darağacını, başgardiyanın odasının penceresinden net bir şekilde görüyorduk. Biz geldiğimiz sırada Deniz Gezmiş odaya alınmıştı. Oturduğu yerden darağacını görüyordu. Hazırlıklar yapıldıktan sonra darağacına getirilen Deniz Gezmiş, ayağının altındaki sehpayı kendisi itti. Bu sırada ayağı masaya değiyordu. Savcı Yardımcısı Veysi Sami, celladı uyararak, ‘masayı çek, masayı çek’ diye bağırdı. Bu süre içinde Deniz’in bilinci büyük bir ihtimalle yerindeydi. Bu sırada biz cezaevi doktoru ile tartıştık. Yetkililer ise bize ‘Deniz çok ağır olduğu için ip kopmasın diye çift ilmik kullandık’ dediler. Darağacındaki kişinin o saniyelerde neler yaşadığını düşünebiliyor musunuz? Deniz’in boyunun uzun olduğunu bile bile, ayaklarının değeceği bir masa konulması, işkenceden başka hangi sözle açıklanabilir? Hukuk Fakültesi’nde Adli Tıp Eğitiminde bize kişinin bir kaç dakika içersinde öleceğini söylediler. Deniz Gezmiş’in ölümü tam 25 dakika sürdü.”
BİRBİRLERİNE İNFAZLARI İZLETTİLER
Mükerrem Erdoğan, Deniz Gezmiş’in idam edilişini odaya çağrılan Yusuf Aslan’a, Yusuf Aslan’ın ölümünün aynı odaya getirilen Hüseyin İnan’ın idamını dışarıdan gelen slogan ve sesleri duyduğunu, bu nedenle cesaret aldıklarını söyledi. Aslan ve İnan’ın boynuna tek ilmik kullandıklarını söyledi.
